İlaç tedavileri

Yalnızca beslenme ve egzersiz, kalp sağlığını korumaya yetmez. 1980′li yılların sonlarında statin olarak bili­nen, Mevacor, Pravachol, Lescol, Zocor ve Pipitor gibi şaşırtıcı derecede etki­li yeni kolesterol düşürücü ilaçlar çıktı. Bu ilaçlar sayesinde kolesterolü kolayca ve kademeli bir şekilde -başlangıçta -30 arası, günümüzde ise P′ye kadar- düşürebiliyorduk. Bu ilaçları alarak hastalarımızın gerçekten pasta yiyebileceğini düşünüyorduk. Diyet yapsalar da, yapmasalar da düşük kolesterolün sefasını sürebiliyorlardı. Tabii statin göbek bölgesiyle ilgili bir işe yaramıyordu. Buna rağmen herkesin aklı diyeti unutup, ilaç almaktan ya­na çalışıyordu. Statin pahalıydı ve hâlâ da öyle. Yine de çalışmalar kalp krizi vakalarının bu tür ilaçlarla 0 oranında önlenebildiğim göstermektedir.
Statinlerle ilgili bilimsel açıklamalar yaparak başınızı ağrıtmak istemiyo­rum. Bu bileşimler karaciğerdeki kolesterol üretimini önlerler. Bu ilaçların ba­zı yan etkileri olmuştur, özellikle de karaciğerle ilgili problemler yaşanmıştır. Bahsettiğim yan etkiler medyada biraz abartılarak sunulmuştur. Bir statin olan Baycol kabul edilemez toksik reaksiyonları sebebiyle piyasadan kaldırıl­mıştır. Şu anda mevcut statin ilaçlarında, gazete ve televizyon haberlerinde arada bir nükseden korkuya rağmen çok az problem yaşanmaktadır. Statinin yararları, zararlarına kıyasla çok fazladır. Hekimler arasında bu ilaçların alın­masıyla ilgili ciddi bir şüphe duyulmamaktadır. Şunu bilmenizde fayda var: Taradığım 40 yaş üzeri birçok kardiyolog ve kalp rahatsızlığıyla ilgili hiçbir problem yaşamayan doktorlar dahi statin ilaçları kullanmaktadırlar. İlaçlar ucuz değildir, yıllık masrafı 300 $ civarındadır ama sonuçlarına baktığımızda buna değdiği ortadadır.
Birçok insan kanı inceltmek ve böylece kalp krizi ve inme riskini azaltmak için her gün aspirin almaktadır. Kalp sağlığıyla ilgili aspirinin nasıl bir etkisi olduğunu burada vurgulamak istiyorum: Aspirin o kadar ucuz ve yaygındır ki, bazı insanlar kalp sağlığı rejiminin ne kadar önemli bir parçası olduğunu unutmaktadırlar.
Yıllardır antioksidan vitaminlerin (A, C ve E) kalp krizi, inme ve kanseri nasıl önlediği hakkında haberleri duyuyoruz. Son yıllarda bu ümidi bilimle destekleme iddiasıyla başlaülan bazı çalışmalar başarısızlıkla sonuçlanmıştır. İyi haberse mevcut antioksidan vitaminlerin, cebiniz hariç herhangi bir yeri­nize zarar vermediğidir. Kötü haberse hiçbir olumlu etkilerinin de olmadığı­dır, d-alpha tokoferol olarak bilinen tabii E vitaminin kalp krizi ve inmeyi ön­lediğine dair deliller vardır. Ama bu konuyla ilgili daha geniş çaplı araştırma­lar yapılması gerekmektedir. Benim tavsiyem egzersiz yaparak, zengin gıda­lar içeren meyve ve sebzeleri yiyerek vücudunuzun antioksidan kaynakları­nı artırabilirsiniz. Son olarak da günde bir tane vitamin hapı alabilirsiniz.
Antioksidanlarm tersine, kapsül biçiminde balık yağı almak çok heyecan vericidir. İnsanlara somon ve ton balığı gibi bol miktarda faydalı omega-3 ya­ğı içeren balıkları yemelerinin yanı sıra, bu kapsüllerden de almalarını tavsiye ediyoruz. Bu kapsüller sayesinde trigliserid seviyesi düşer. Balık yağının aym zamanda kalp aritmisine bağlı ölümleri -normal kalp atışının aniden ölümcül olarak durması- önlediği de ortaya çıkmıştır. Omega-3 vitamininin diyabet ve prediyabeti önlediği de bilinmektedir. Depresyon ve eklem iltihabı tedavile­rinde de önemli rol oynamaktadırlar. (Balık yağının inanılmaz faydaları hak­kında daha fazla bilgi edinmek için Doktor Andrew L. Stoll’un mükemmel ki­tabı The Omega 3 Connection – Omega 3 Bağlantısı adlı kitabı okuyabilirsiniz.)
Son zamanlarda yapılan bir araştırma neticesinde önemli bir bilgi daha or­taya çıkmıştır. Bazı erkekler menopozla eşdeğer olarak düşünülen ve yirmili yaşlarda testosteronun düşmesiyle ortaya çıkan bir rahatsızlık geçirirler. Bu hormonun cinsel güdüleri tetiklediği bilinmektedir. Ama şimdi kalp sağlığıy­la ilgisinin de olduğu ortaya çıkmıştır. Bu alanda yapılan araştırmalar, kalp krizi geçiren erkeklerin normalden daha düşük testosteron seviyelerine sahip olduğunu göstermektedir. Diyabet hastası erkeklerin de testosteron seviyesi düşüktür. Eksik olduğunda bu hormonun yenilenmesi kas ve kemik yoğun­luğunu artırarak merkezî obeziteyi azaltmaktadır. Böylece testosteron seviye­sindeki azalmanın, yaşlandıkça artan kiloların diğer bir sebebi olduğu anla­şılmışta.
Bu bilgilerin hiçbirisi önceden bilinmiyordu, çünkü yalnızca cinsel fonksi­yon bozukluğu gösteren erkeklerin testosteron seviyeleri ölçülüyordu. Ama şimdi bu hormonun obezite-kalp sağlığı bağlantısının ne kadar açık olduğu ortaya çıkmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir